Sevgi Nedir Felsefik? (İzmir’den Bakınca)
İzmir’de yaşayan, arkadaş ortamında sürekli espri yapan ama içten içe her şeyi fazla düşünen biriyim. Öyle ki, bir kahve içtiğimde bile, “Acaba şu an bu kahve, yalnızca bir içecek mi? Yoksa bir hayatın dönüm noktası mı?” diye düşünmeye başlıyorum. İşte bu kafa karışıklığı ve aşırı derinlik arayışı, beni felsefeye yaklaştıran şeylerden biri oldu. Ama bugün, bir adım daha ileri gidip, insanlık tarihinin en karmaşık ve belki de en basit konusuna dalacağım: Sevgi nedir felsefik?
Sevgi Nedir, Gerçekten?
Sevgi, herkesin en az bir kez (belki de on kere) düşündüğü, hakkında romanlar yazdığı, şarkılar bestelediği ve milyonlarca satır felsefi tartışmaların yapıldığı bir kavram. Ama felsefik anlamda sevgiyi tartışmak, genellikle insanın kendi varoluşunu sorgulaması gibidir. “Sevgi, nedir?” sorusuyla karşılaştığınızda, bir an durup, “Bunu nasıl açıklayabilirim ki?” diyorsunuz. Hatta, bazı günler, sevgiye dair bildiğiniz her şeyi unutup, sadece “Bunu kimseye anlatmasam, bir daha sormazlar mı?” diye geçirebilirsiniz aklınızdan.
“Ya Sevgiyi Anlamsız Hale Getirirsem?”
Bir gün, sevgiyle ilgili derin bir sorgulamaya girmem gerektiğine karar verdim. Kendimle bir diyalog başlatmak felsefi bir açıdan harika olabilirdi:
Ben: “Sevgi dediğimiz şey nedir? Gerçekten mi? İnsanlar birbirini seviyor diyoruz ama bunu nasıl açıklayabiliriz?”
İç Sesim: “Bence bir kere daha sorarsan, beynimiz çöker.”
Ben: “Ama bu çok önemli! Eğer sevgi yoksa… Yani, hiçbir şeyin anlamı yoksa?”
İç Sesim: “Zaten anlam arayışı seni buralara getirdi, rahatla biraz.”
Böyle içsel bir muhasebe yaparken bir yandan da etrafımda neler oluyor diye gözlem yapıyorum. Mesela, kahve içtiğim kafede bir çiftin konuşmalarına kulak misafiri oldum.
Kız: “Gerçekten seni seviyorum!”
Erkek: “Aman, seviyorsan seviyorsundur. Benim sana anlatabileceğim felsefi bir şey yok.”
Ve işte orada sevgi felsefesini kavradım: İnsanlar sevgiyle ilgili çok farklı anlamlar çıkarabiliyorlar ama bu, çoğu zaman gözlemlerimize dayalı oluyor. Sevgi, bazen bir kahveye, bazen bir bakışa, bazen de bir konuşmaya dayanır.
Felsefi Bir Anlayış: Sevgi ve Zihinsel Çöküş
Sevgi felsefesinin derinliklerine inmek biraz zihinsel çöküş gibidir. Aynı “Bunu neden bu kadar düşünüyorum?” sorusunun cevabını bulamamak gibi bir şey. Tıpkı bir kaybolan telefon numarasını yeniden bulmaya çalışırken, telefonun cebinde olduğunu fark etmeniz gibi. Sevgi, bir şekilde insana kendini çaresiz hissettirebilir.
Bir gün, sevgiyle ilgili düşüncelerim iyice artarken, bir arkadaşım bana şöyle demişti:
Arkadaş: “Sen niye bu kadar felsefi takılıyorsun? Her şey çok basit: Seviyorum, o da beni seviyor, tamam işte!”
Ben: “Evet, ama ya sevgi aslında bir yanılsama ise?”
Arkadaş: “Ah, hadi canım, ‘İllüzyon’ falan demek yok! Sevgi mi? Sadece doğru insanı bulmakla ilgili!”
Ve ben, derin düşüncelerimin o an onu geçtiğini kabul ettim. Sevgi, belki de gerçekten sadece doğru insanı bulmakla ilgili bir şeydir.
Sevgi, Kaybolan Bir Rüya Gibi
Bir de sevgi, bazen kaybolan bir rüya gibi gelir. Uyanır uyanmaz, ne olduğunu tam olarak hatırlayamazsınız ama bir his vardır. Bir anlık bir şey, ama o anın derinliği, hayatınıza yön verir. Felsefi olarak, sevgi tam olarak bu kaybolan anın ruhudur. Kaybolan ama hatırlanmak isteyen bir şey.
Bir arkadaşımla yürürken, konuyu yine sevgiden açtım. O an, şu soruyu sordum: “Sevgi nedir felsefik?” dedim.
Arkadaşım: “Sevgi, bence sanki bir kutunun içi. İçini açarsın, ya da açmazsın. Ama her açışta, kutunun içi farklı bir şekle girer.”
Hepimizin sevgiyi farklı açtığı yerler var. Ve bazen, sevgi sadece “Bir şeyin ya da birinin var olduğunu hissetmek”ten ibarettir. Felsefik anlamda, bu, sadece bir his değildir; bu, aynı zamanda bir varoluş biçimidir.
Sonuç Olarak: Sevgi, Hem Basit Hem Derin
Sonuçta sevgi, basit bir şey gibi görünse de, bir o kadar derin bir felsefi sorudur. Sevgi nedir felsefik olarak baktığınızda, cevabın her zaman net olmadığı gerçeğiyle yüzleşirsiniz. Bazen sevgi, kahve içmek gibidir. Bazense her yudumda farklı bir şey hissedersiniz. Ama bir şey kesin: Sevgi, hayatımızda her an var olan, ancak sorguladıkça karmaşıklaşan bir olgudur.
Ve belki de sevginin en felsefik yönü, onu tarif edememek ve her seferinde yeni bir keşif yapmaktır. Ama yine de, sevgi hakkında konuşurken aklınızda bir düşünce belirebilir: Sevgi, belki de sadece en güzel yanı, onun tanımlanamayan kısmıdır.